28 Ağustos 2012 Salı

Blogger/Blogspot Kullanıcı Adınızı veya Şifrenizi mi Unuttunuz?


Eğer siz de benim gibi her sitede farklı bir kullanıcı adı veya şifre kullanıyorsanız, zaman zaman unutkanlık olabiliyor. Hele ki düzenli kullanmadığınız bir hesapsa unutma olasılığı yüksek oluyor.
Blogger'da kullandığınız şifreyi veya kullanıcı adını unuttuysanız bunun çözümü çok basit.

http://www.blogger.com/forgot.doadresini açın ve alanlardan birini doldurup Ara butonuna basın. Gerekli bilgi e-mailinize gönderilecek ve isterseniz şifrenizi de değiştirebileceksiniz.

10 Ağustos 2012 Cuma

Windows 8 Arka Plan Resimleri

Bu yazıda sizlere belirli bir konuda bilgi vermek yerine geçenlerde elime geçen, Windows 8 için hazırlanmış arkaplan resimlerini sizlerle paylaşmak istedim. Her resim dört veya beş farklı çözünürlükte hazırlanmış ve resimlerin çoğu manzara resimlerinden oluşuyor. Manzara resimlerini sevenlerdenseniz indirmenizi tavsiye ederim.

Windows 8 arka plan resimlerini indirmek için tıklayın. (62.23 MB)

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Blogunuza Google Talk Konuş Benimle Rozeti Ekleyin

Ziyaretçilerinizle iletişiminizi arttırmak ve size daha çabuk ulaşmalarını sağlamak için kullanılacak yöntemlerden birisi blogunuza Google Talk Konuş Benimle Rozeti eklemektir. Eğer siz de benim gibi Gmail sahibiyseniz ve Google Talk kullanıyorsanız, muhtemelen hoşunuza gidecektir.
Google Talk Konuş Benimle Rozeti'nin Kurulumu;

  • Öncelikle Google hesabınıza giriş yapın. Google hesabınız yoksa bir tane edinin.
  • Şu adrese tıklayın. http://www.google.com/talk/service/badge/New
  • Açılan sayfada Düzenle'ye tıklayın ve Durum iletinizi gösterin yazısının yanındaki kutucuğu işaretleyin.
  • Rozeti güncelle butonuna tıklayın ve altta verilen kodu kopyalayın.
  • Blogger ayarlarının olduğu sayfada Yerleşim'e tıklayın.
  • Gadget Ekle'ye tıklayarak HTML/Javascript ekleyin.
  • Kopyaladığınız kodu, yeni oluşturduğunuz HTML/Javascript içine ekleyin.
Hepsi bu kadar. Bu sayede ziyaretçileriniz, sohbet için müsait olup olmadığınızı görecek ve kısa sürede sizinle iletişime geçebilecek. 

Google Talk Konuş Benimle Rozeti'nin çalışan bir örneği bu sitede mevcut. Sağ tarafta Twitter Takip Et butonlarının altında görebilirsiniz.

26 Temmuz 2012 Perşembe

Resimlerinizi Ico Formatına Dönüştürün

Windows'ta kendi iconlarınızı, klasörlerinizde kullanmak istiyorsanız, PNG veya Jpeg gibi popüler formatlar kullanamadığımız için .ico uzantılı dosyalarımızın olması gerekiyor. Elimizdeki resimleri .ico formatına dönüştürmek için basit, ücretsiz ve taşınabilir bir program olan x2ico, bize bu konuda çok yardımcı oluyor. Programın arayüzünden görebileceğiniz gibi kullanımı son derece kolay.
x2ico arayüzü
Programın Özellikleri;

  • PNG,JPG,JPEG,BMP,TIF,TIFF ve GIF'leri ICO'ya dönüştürür.
  • Dosyalarınızı, klasörlerinizi veya ikisini birden programın üzerine sürükleyip bırakabilir.
  • Güncellenebilir.
  • Taşınabilir.
  • Windows 7 ve XP'de çalışır.
Programı kullanmak için, Options'dan Out Folder'a tıklayarak kaydedilecek dosyanın yerini seçin. Sonra tek yapmanız gereken şey ico formatına dönüştürmek istediğiniz resmi, programın üzerine sürükleyip bırakın.

Eğer kaydedilecek klasörün yeri seçilmemişse, iconlar, programın bulunduğu yerde OutFolder isimli bir klasör oluşturup içine kaydediliyor.

Not: Bilgisayarında Eset veya Nod32 antivirüs kurulu olanlar, programın içinde Newheur_Pe virüsü var şeklinde bir uyarı alabilir. VirüsTotal.com'dan programı tarama yaptırdım ve sonucu aşağıya ekledim. Sadece 2 antivirüs programı uyarı verdi. Diğerlerinde herhangi bir uyarı alınmadı. Bu durumda yanlış alarm olma ihtimali yüksek diye düşünüyorum. O yüzden programı kullanıp kullanmamak size kalmış.

10 Temmuz 2012 Salı

Web-teknoloji.blogspot.com Chip Temmuz 2012 Sayısında


Geçtiğimiz ay blogumun, Chip Dergisi'ndeki Ayın web siteleri sayfasında yayınlanması için talepte bulunmuştum. 

Chip Temmuz 2012 sayısında da blogumun yayınlandığını öğrendim ve hemen gidip bir tane Chip dergisi aldım. Dergide dikkatimi çeken bir nokta da yayınlanan siteler içindeki tek blogspot site benimkisi. 

Blogumla ilgili yazdıkları yazı da gayet hoştu. Buradan tüm Chip Dergisi çalışanlarına ve Berk Ergin'e teşekkürler.

Bitmeyen Teknoloji
Ay geçmiyor ki birden fazla teknoloji web ya da blog sitesi tanıtım için bizlere başvurmamış olsun. Web-teknoloji.blogspot.com'un bunlardan farkı ne diye soracak olursanız, ilk olarak blog'un sade ve sevimli tasarımının ayırt edici olduğunu söyleyebiliriz. 2008 yılından bu yana yayında olan blog, sahibinin kişisel ilgi alanlarından derlenen yazıları nispeten sık güncellenmesiyle yayın hayatına devam ediyor.
Chip Temmuz 2012 Sayısında Ayın Web Siteleri Sayfasındaki Diğer Siteler:

  • partybul.com
  • iphonetrend.biz
  • orijinalton.com
  • ekledestekle.com
  • bulentekimci.com.tr
  • androidblogun.com
  • karadenizli.biz
  • zumbara.com
  • weblopedi.net
  • gezginkalem.com
  • web-teknoloji.blogspot.com
  • webmastergenel.com
  • tozlusayfa.net



25 Haziran 2012 Pazartesi

Web-Teknoloji.Blogspot.Com 4 Yaşında

Blogu açalı tam 4 yıl oldu. Bu site ile uzun süre ilgilenmedim. Bunun nedeni de istediğim gibi bir tema bulamamamdı. Ayrıca kendi kişisel sitemi açıp, bildiklerimi orada paylaşırım diye düşünüp, bu blogta yazmayı sürekli erteledim. 

Bu blogta yazmaya başlayalı daha çok fazla bir süre olmamasına rağmen kısa sürede iyi bir yere geldi diye düşünüyorum. Tabii ki daha çok yolu var. Elimden geldiğince bu blogumu da kişisel blogum gibi sık ziyaret edilen bir blog haline getireceğim.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

Not: Şimdi dikkatimi çekti de bloglarımın açılış tarihleri hep Haziran ayına denk gelmiş. İlginç :)   

23 Haziran 2012 Cumartesi

PDF Dosyalarınızı Word veya Text Formatına Dönüştürün


Bildiğiniz gibi internette dosya paylaşmak için en çok PDF dosyaları kullanılıyor. Bir çok PDF okuyucusu genelde PDF dosyalarının üzerinde düzenleme yapmanıza izin vermiyor. 

Böyle durumlarda PDF dosyalarınızı word veya text dosyasına dönüştürmek isteyebilirsiniz. Bu işlem için ücretsiz olarak kullanabileceğiniz First PDF programını kullanabilirsiniz.

Aynı anda birden fazla dosyayı word veya text dosyasına dönüştürebilirsiniz. Ayrıca bu program ile PDF dosyalarınızı resim formatına da dönüştürebilirsiniz. Programın resim formatına dönüştürürken de çok başarılı olduğunu gördüm. Burada dikkat etmeniz gereken bir şeyi size söyleyeyim. PDF dosyalarınızı resim formatına dönüştürecekseniz, kullanacağınız PDF dosyalarınızın sayfa sayısı az olsun.

Örneğin PDF'nin sayfa sayısı 200 ise bunu resim formatına dönüştürmeye kalkarsanız elinizde 200 tane resim olacağını unutmayın. O yüzden sayfa sayısı az olan PDF dosyalarında bu program daha kullanışlı.


First PDF programının desteklediği formatlar;
  • DOC: MS Word Format
  • RTF: Rich Text Format
  • TXT: Plain Text Format
  • BMP: Bitmap Picture Format
  • JPG: JPEG Image Format
  • GIF: Graphics Interchange Format
  • PNG: Portable Network Graphic Format
  • TIF: Tagged Image File Format
Program bütün Windows işletim sistemlerinde çalışıyor.

PDF'den Word'e dönüştürmek için gereken sistem gereksinimleri;
  • Microsoft Windows 7, Windows Vista, Windows 8, Windows XP, Windows 2003, Windows 2000 veya Windows ME.
  • Pentium III işlemci veya daha iyisi, Pentium 4 veya üstü.
  • 256 RAM veya daha fazlası. 512 MB RAM tavsiye edilen.
  • Kurulum için 100 MB boş hard disk alanı.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Learnihongo Japonca Dersleri 1 Kitabı Çıktı


Anime izlemeye ne zaman başladığımı hatırlamıyorum. Fakat izlemeye başladığımda beri Japonca'ya olan ilgim her geçen gün arttı. Bu yüzden de bir süredir learnihongo.comsitesini takip ediyorum. Facebook fan sayfasında kitabının çıkacağı haberini daha önceden vermişlerdi. Kitap bugün çıkmış. Kitabı da en kısa sürede temin etmeyi düşünüyorum. 

Kitabın Önsöz'üne bakacak olursak:

Asya dillerinden birini öğrenirken gözümüze hiç alışık olmayan alfabelerle karşılaşırız. Bunlara baktığımızda hemen hepsi birbirine çok benzese de aslında farklılıklar mevcut. Biz bu kitabımızda bu alfabelerden biri olan Japon alfabesini kolay ve hızlı bir şekilde öğretmeyi görev edindik. LearNihongo ekibi olarak siz değerli öğrencilerimizden gelen talep doğrultusunda, Türk öğrencilerine yararlı olabilecek bir kaynak kitap ortaya koymanın sevincini yaşamaktayız. Kitabımız içerisinde kısaca Kana olarak adlandırdığımız Hiragana ve Katakana alfabeleri üzerinde durulacaktır. Gerek kana hecelerinin çizimlerini, gerekse de dilbilgisi kurallarını öğreteceğimiz bu kitabın siz değerli öğrencilerimize katkısı olması dileğiyle..

BU KİTABI KİMLER ALMALI?

Japonca’ya gönül vermiş herkesin 1. derecen uğrak mekanı olan LearNihongo sitesinin, sizler için hazırlamış olduğu Japonca kitapları serisinin ilk kitabı olan LearNihongo Japonca Dersleri 1 kitabı;

  • Japonca’ya yeni başlayacaklar,
  • Kelime haznesini geliştirmek isteyenler,
  • Daha hızlı hiragana ve katakana okuyup yazmak isteyenler içindir.
Bu kitap ile Japon alfabesinin ne kadar basit ve kolay olduğunu, göze karışık gelen hecelerin ne kadar zevkle çizildiğini göreceksiniz. Toplam 14 günlük bir çalışma programı ile gelen Japonca Dersleri 1 kitabı ile, Kana gramer kurallarını ve çizimlerini 105 adet Japonca kelime üzerinde çalışarak çok hızlı bir şekilde öğreneceksiniz. İlk kitabımızda siz Japonca öğrenenlere temel basamak ve bir başucu kitabı olacak bir eser ortaya koyduğumuza inanıyoruz. 

Tüm öğrencilerimize büyük katkısı olacağını düşündüğümüz bu eser ile Türkiye'deki Japonca eğitimine verdiğimiz destek daha da artmış bulunmaktadır. Kitabın çıkmasını büyük sabırla bekleyen tüm üye ve takipçilerimize şükranı borç bilir, teşekkür ederiz..

Pardus, Dış Kaynak Kullanımıyla Yola Devam Edecek

TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) Müdür V. Dr. Ahmet Kaplan, Pardus’ta en fazla 5 kişilik çekirdek ekip oluşturacaklarını, bunun dışında yazılım geliştirme aşamalarının dış kaynak kullanımıyla özel sektör üzerinden yapılacağını açıkladı. Pardus projesinin yeni yol haritasını açıklama için İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Kaplan, “Çalışmalarımızın hepsi TÜBİTAK bünyesinde değil.50 geliştirici alıp da asla bunu TÜBİTAK bünyesinde yapma düşüncesinde değiliz. Bunun ekosistemle, özel şirketler tarafından sağlanmasını amaçlıyoruz. Bir çok firmayla görüşmelerimiz sürüyor. TÜBİTAK, operasyonun merkezinde olmaması lazım. Bu doğru da değil. Amacımız ekosistemi oluşturup çeşitli sertifika programlarıyla bu ekosistemin de sağlıklı devam etmesini sağlamak. Geliştiricilerle daha sıkı bir işbirliği yapmak istiyoruz. Fatih projesinde araştırma geliştirme konusu çağrısına çıkıldı. Fatih projesi için geliştirilecek sistemlerin desteklenmesi amaçlandı. Pardus işletim sistemi gömülü sistemler geliştirilmesi için de yakında çağrıya çıkacağız.” dedi.
KOBİ ÇÖZÜMLERİNE DESTEK
Pardus üzerinde yazılım geliştirenlere TÜBİTAK tarafından destek verileceğini açıklayan Kaplan, “KOBİ’lerin ihtiyaçlarını karşılayacak çözümlere büyük destek vereceğiz. Girişimcilerin ihtiyaç duyduğu yazılımların ücretsiz alternatiflerini Pardus’ta hayata geçirmek istiyoruz. Amacımız bütün halkımızın kullandığı ücretsiz yararlanabileceği bir işletim sistemini yaygınlaştırmak. Ana Linux dağıtımlarından ayrılmayacak bir yapıya sahip olmak, sürücü problemlerini çözüme kavuşturmak.” dedi. Pardus Proje Yöneticisi Abdullah Erol da, “Pardus ve açık kaynak konusunda çözümler üretmiş firmaları bizimle işbirliği yapmaya davet ediyoruz. Biz onların geliştirdikleri açık kaynaklı yazılımların firmalara tanıtımlarında destek olmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
YENİSÜRÜM YAKINDA GELİYOR
Pardus’un mobil işletim sistemi sürümünün çıkarılmasında geç kalınıp kalınmadığı yönündeki bir soru üzerine Kaplan şunları söyledi: “Sadece Pardus değil birçok işletim sistemi mobilde geç kaldı. Akıllı telefonlar donanımla iç içe. Üretici donanıma uyumlu yazılımlar geliştiriyor. Donanım üreticileriyle işbirliği içinde çalışmak gerekiyor. Bir ay içinde Pardus’un yeni kurumsal sürümünü çıkaracağız. Şu anda testlerini yapıyoruz. Pardus’la ilgili Pardus.org.tr’den bilgi alınabilir. İsteyenlere ücretsiz Pardus CD’si gönderilmesi konusunda çalışma başlatacağız. Çeşitli eğitimler ve kamu spotlarıyla Pardus’u duyurmak ve çağrı merkezi hayata geçirmek istiyoruz.”
TÜRKÇE DESTEĞİ ARTACAK
Amaçlarının, Pardus’u TÜBİTAK’ın malı olmaktan çıkarıp, bütün vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayabileceği ve kullanacağı bir işletim sistemi haline dönüştürmek olduğunu ifade eden Kaplan, “İşletim sisteminde Türkçe desteğini artırmak için üniversitelerle birlikte çalışma yapacağız. Öğrencilerle Türkçe dil desteği konusunda birlikte çalışacak ve katkı vermelerini sağlayacağız. Tema yarışmasıyla da Pardus’un değişik ekran görüntülerine sahip olmasını sağlayacağız. Pardus’un tamamının Türkçe olmasını amaçlıyoruz. Yazılımda menünün bir bölümünün Türkçe, bir bölümün İngilizce olması bizi üzüyor. Pardus’un en iyi Türkçe desteğine sahip işletim sistemi olmasını amaçlıyoruz. Türkçe yardım dosyaları ve kitaplarının sisteme eklenmesini planlıyoruz. Dokümantasyon konusunda eksiklik gördük. Amacımız Pardus?un temel yazılımlarına kadar kitaplar çıkarmak ve çok cüzi ücretlerle ya da ücretsiz olarak bunları dağıtmak, sistemin bilgisayara nasıl yükleneceği ve kullanılacağı konusunda destek sağlamak.” şeklinde konuştu.
DANIŞMA KURULU OLUŞTURULDU
Pardus’un Devlet Planlama Teşkilatı’nın desteğiyle, daha çok kamunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2003′te ortaya çıkmış bir milli işletim sistemi olduğunu hatırlatan Kaplan, “22-23 Mart’ta Pardus’un Yarını adlı bir çalıştay yaptık. Burada amacımız Pardus’un tüm bileşenleri, Pardus’u kullanan özel şirketler ve kamudan kişilerin katılımını sağlayarak, ‘Pardus’u nasıl ilerletelim’ diye sormaktı. Çalıştayda Danışma Kurulu oluşturulmasına karar verildi. Danışma Kurulu 8 üyeden oluşuyor. Kamu, özel sektör temsilcileri, kullanıcı topluluğu, geliştirici ve kullanıcılardan oluşuyor. Sadece 2 üye TÜBİTAK’tan. Kararları topluluğa danışarak alıyoruz.” dedi.
KAMUDA YAYGINLAŞIYOR
Pardus konusunda her zaman Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteğini gördüklerini ifade eden Kaplan, “İl formatörlerine ve onların da desteğiyle de öğretmenlerimize Pardus eğitimi verilecek. MEB akıllı tahtalarda Pardus kullanılmasının önünü açtı. Öğrencilerimizin ilk karşılaştıkları ekranlar kendi milli işletim sistemimiz olan Pardus olacak. Milli Savunma Bakanlığı Asker Alma Dairesi (ASAL) tüm şubelerinde Pardus kullanılıyor. Pardus’un yeni çıkacak kurumsal versiyonuyla Milli Savunma Bakanlığı’nda 5 bin bilgisayarda Pardus’un daha geniş kullanılması sağlanacak.” şeklinde konuştu. Kaplan’ın verdiği bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İSKİ ve RTÜK gibi kamu kuruluşlarında halen Pardus işletim sistemi kullanılıyor.
AKILLI TAHTADA PARDUS DA OLACAK
Kaplan, FATİH projesi kapsamında okullara dağıtımı başlanan akıllı tahtalarda Pardus kullanılması için çalışma başlatıldığını açıkladı. TÜBİTAK tarafından 2003 yılından bu yana geliştirilmekte olan Pardus işletim sisteminde yeni dönemi açıklamak için düzenlenen basın toplantısında konuşan Kaplan, “FATİH projesinde kullanılacak 85 bin akıllı tahta ihalesini Vestel kazanmıştı. Hem Windows hem de Pardus’un çalışır durumda olması şartı yazılıydı. Pardus’un tahtalarda sağlıklı çalışabilmesi için Vestel’le çalıştık. 150′ye yakın testten başarıyla geçti. Şu anda sahaya nakledilen 10 binlerce tahtadan 85 bininde Pardus var. Son olarak FATİH projesindeki akıllı tahtalarda Pardus kullanılması kararı alındı. 620 bin akıllı tahtada sadece Pardus kullanılacak.” dedi. FATİH projesindeki tablet bilgisayarlarda mobil işletim sistemlerinin ön plana geçtiğini hatırlatan Kaplan, tablet bilgisayarlarda da Pardus kullanımını sağlamak için Pardus’un mobil sürümünün yapılması konusunda çalışma başlatıldığını söyledi.

Kaynak: Pardus, dış kaynak kullanımıyla yola devam edecek

19 Haziran 2012 Salı

SONY, XPERIA U'yla Yine Yapmış Yapacağını!

Xperia ailesinin en renkli, en eğlenceli çocuğu XPERIA U’da fizy müzik uygulaması telefonun her yerinde. İstediğiniz şarkıyı aratıp, anında dinleyebilir, Xloud ve 3D surround ses teknolojisiyle HD kalitesinde müzik keyfini yaşayabilirsiniz. Xperia U’ya entegre olarak gelen fizy sayesinde, müzik çalarda dinlediğiniz herhangi bir şarkının farklı versiyonlarını ya da şarkıcının diğer tüm şarkılarını fizy üzerinden aratıp ve dinleyebilirsiniz. Bununla birlikte Haziran sonunda gerçekleşecek TrackID güncellemesiyle, TrackID uygulaması üzerinden radyoda veya sokakta duyduğunuz bir müziğin ne olduğunu bulup, fizy’de aratma ve dinleme imkanına da sahip olacaksınız.

Xperia U gençler ve kendini genç hissedenler için özel olarak tasarlandı. Altındaki şeffaf bant, albüm kapağının veya resimlerin renklerine göre renk değiştiriyor. Üstelik Xperia U’yu değiştirilebilir alt kapaklarla da istediğiniz gibi kişiselleştirebilirsiniz.

Diyelim ki, tam fotoğraflık bir kare var. O anda çektiniz çektiniz. XPERIA U’nun bir saniyede çekim moduna geçme özelliğiyle, bu kareyi kaçırmanız imkansız. 5 Megapiksel kamerasıyla mükemmel fotoğraflar çekebilirsiniz. Üstelik 720p HD video çekim özelliğiyle gelsin bombastik videolar!

Xperia U, akıllı telefon dünyasına renk katacağa benziyor. Akıllı, eğlenceli, renkli, karizmatik… Tek kelimeyle stil sahibi bir telefon.

Daha fazla bilgi için tıklayın.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

15 Haziran 2012 Cuma

Windows'ta Silinmeyen Dosyaları Silin


Bazen Windows'ta silmeye çalıştığınız dosya veya klasörler hata mesajı verebilir. Bunun nedeni bazı çalışan uygulamalar veya servisler, silmeye çalıştığınız dosya veya klasörleri kullanıyor olabilir ve bu yüzden silinmesini engelleyebilir. Böyle durumlarda File Govemor'ı kullanabilirsiniz. Bu program, silinmesi engellenen bütün dosya veya klasörleri arayıp silmenize yardımcı oluyor.

Programın taşınabilir versiyonu da mevcut. Arayüzünden kolayca arama yaptırabilir ve sisteminizdeki kilitli dosyaları bulabilirsiniz. Bulunan dosyanın üzerine tıklayıp, seçenekler bölümünden Unlock diyerek kilidi kaldırabilirsiniz. Bundan sonra bu dosyanın üzerinde her türlü işlemi (yeniden adlandırma, silme, kapatma) yapabilirsiniz.


Ayrıca silinmeyen dosyanızı sağ tuş menüsünü kullanarak da silebilirsiniz. Silmeyi istediğiniz dosyanın üzerinde sağ tıklayıp Unlock with File Governor'ı seçerseniz, dosya üzerindeki kilit kalkacaktır. 

Program aşağıdaki durumlarda size yardımcı oluyor;

  • Klasör silinemiyor: Başka bir kişi veya program tarafından kullanılıyor
  • Dosya silinemiyor: Erişim engellendi
  • Dosya bir başka program veya kullanıcı tarafından kullanılıyor
File Governor, 32-bit ve 64-bit Windows XP, Vista ve Windows 7 uyumlu.


9 Haziran 2012 Cumartesi

Bloguma Misafir Olmak İster Misiniz?

Misafir blogculuk yabancı sitelerde daha sık görülürken Türk sitelerinde de yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. Misafir blogculuğun güzel yanı hem blog sahibinin, hem yazıyı yazan kişinin hem de ziyaretçilerin kazançlı çıkması.

Misafir Yazılarınız Size Ne Kazandıracak?

2 Twitter, 1 Facebook, 2 Facebook Fan Sayfası, Google Plus, Friendfeedhesaplarımda yazdığınız yazı paylaşılacak. Bu sayede yazınızı birçok kişiye ulaştırılmış olacaksınız. 

Yazınız, okuyucular tarafından beğenilirse yeni okuyucular/takipçiler kazanma imkanınız olacak. Bunun yanında backlink elde edeceksiniz.

Misafir Yazılarınızda Dikkat Etmeniz Gerekenler;
  • Yazdığınız yazı daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış ve özgün olmalı.
  • Blogun içeriğine uygun bir yazı olmalı. Kategoriler kısmındaki konulara ek olarak Sosyal Medya ile ilgili yazılar da yazabilirsiniz.
  • Düzgün bir Türkçe ile yazılmalı. Argo sözcükler içermemeli.
  • En az 1 tane görsel bulunmalı.
  • Reklam veya tanıtım amaçlı bir yazı olmamalı.
  • Yazılarınızda karakter limiti yok. Fakat çok kısa yazılar kabul edilmeyecek.
  • Yazınızın sonuna ekleyeceğiniz kısa bir parağraf ile sitenizin linki ve Facebook veya Twitter profillerinizden birinin linkini ekleyebilirsiniz.
25 Haziran 2008'de açılan web-teknoloji.blogspot.com, 20 Mayıs 2012'den itibaren özgün yazılar girilmeye başlanmıştır. Sitenin istatistikleri hızlı bir şekilde yükselmektedir. Daha detaylı bilgiyi Site Hakkında sayfasından okuyabilirsiniz.

Yazdığınız yazıları polatbuyukarslan[at]yahoo.com adresine gönderebilirsiniz.

Photoshop SpeedUp ile Adobe Photoshop'un Açılışını Hızlandırın

Şüphesiz Adobe Photoshop en iyi resim düzenleme araçlarını içerisinde barındıran bir yazılım. Buna ek olarak internet üzerinden Photoshop için Fırçalar, Eklentiler ve Filtreler indirip kullanabiliyoruz. Fakat bunlar da zamanla Photoshop'un daha yavaş açılmasına sebep oluyor.

Adobe Photoshop SpeedUp programı da kullanmak istemediğiniz veya ihtiyacınızın olmadığı eklenti vs gibi şeyleri kaldırmanızı ve bu sayede Photoshop'un daha hızlı açılmasını sağlıyor.

Özellikleri;
  • İhtiyacınız olan/olmayan eklentileri açıp/kapatabilir.
  • Adobe fontlarını yüklenmesini durdurabilir.
  • Photoshop Presetslerin yüklenmesini durdurabilir.
  • Maksimum Bellek Kullanımını optimize edebilir veya sıfırlayabilir.
  • Restore butonuyla ayarları eski haline döndürebilirsiniz.

5 Haziran 2012 Salı

Blog Yazarlığı ve Futbol


Başlıkta futbol kelimesi geçse de futbol ile aramın olmadığını ve takım dahi tutmadığımı belirtmek isterim. Başlık biraz garip gelebilir. Neden bahsettiğimi anlatayım.

Bugün internette gezinirken, ziyaret ettiğim bloglar arasından iki tanesinde Galatasaray'ın amblemini gördüm. Fareyi üzerine götürünce de takımın marşı çalışıyor. Buraya kadar her şey normal. 

Fakat bence blog yazarları, tuttukları takımı herkese gösterecek şekilde, hatta insanın gözüne soka soka bloglarına eklemelerini doğru bulmuyorum.

Futbol deyince “rakip takımın taraftarlarının kafasını gözünü yarmak vs” gibi şeyler geliyor benim aklıma. En azından benim televizyonlarda gördüğüm şeyler bunlar. 

Futbol çok hassas bir konu. Bizim ülkemizde de bir tutku. Hal böyleyken, Galatasaray taraftarı, bloguna bu armayı görünür bir şekilde yerleştirdiğinde, diğer takımların taraftarları bu blogu takip edecekler mi?. Ben pek zannetmiyorum.

Blog yazarı, her kesime hitap etmeli ve eğer amaç buysa daha ince düşünmek gerekiyor. Aranızdan bu yazıyı okuyup "Benim başka takımları tutan arkadaşlarım var ve onların bloglarını takip ediyorum" diye düşünenleriniz olacaktır. Eğer açtığınız blog, futbol ile ilgili değilse, tuttuğunuz takımın armasını siteye koymanın size getirisi, hemen çıkma oranının artması olacaktır. Hangi blog yazarı bunu ister ki? 

4 Haziran 2012 Pazartesi

Lisansınız var ama Windows CD'niz Yoksa...

Yeni bir bilgisayar aldığınızda genelde yanında Windows CD'si veya Recovery CD'si(Kurtarma CD'si) vermezler. Eğer böyle bir durum başınıza geldiyse yapmanız gerekenler çok basit. Öncelikle aldığınız bilgisayar dizüstüyse altında, masaüstü bilgisayarsa da kasa üzerinde Windows CD Key vardır. Ben size en kötü senaryoyu düşünerek anlatayım.

Diyelim ki aldığınız bilgisayarın üzerinde, Windows CD Key yok. Bu durumda ilk yapmanız gereken şey bilgisayarınızda kullandığınız Windows'un CD Key'ini öğrenmek. Bunu yapmak için ProduKey isimli ücretsiz programı bilgisayarınıza indirin.


Programı çalıştırdığınızda size, bilgisayarınızda kullandığınız Ofis programlarının ve Windows'unuzun CD Key'ini gösterecek. Buradaki Product Key'i bir yere not edin. Ardından kullandığınız Windows işletim sistemi hangisiyse, internetten indirin. Nereden bulacağınızı bilmiyorsanız ilk olarak Microsoft'un sitesini ziyaret edin. Orada muhakkak, kullandığınız sürümün iso dosyaları olacaktır. İndirdiğiniz dosyayı CD'ye yazdırın. Elinizde hem Windows CD'niz hem de CD Key'iniz olmuş olacak.


3 Haziran 2012 Pazar

Blogger'da Favicon Nasıl Değiştirilir

Blogger'ın en büyük avantajlarından birisi, bize bir çok şeyi hazır olarak sunması. Favicon da bunlardan birisi. Favicon dediğimiz şey, tarayıcınızında açtığınız sitenizin başlığının yanındaki resime deniyor.

Blogger'da bu resim herkeste standart olarak turuncu üzerine beyaz B harfi. Bunu değiştirmenin iki yolu var.

1. Yöntem:
Blogger'ın ayarlar penceresinden Yerleşim'i açıyoruz. En üstte Sık Kullanılan Simge yazısının yanındaki Düzenle'ye tıklıyoruz. Açılan pencerede, Dosya Seçdiyerek, bilgisayarınızda bulunan bir faviconu yükleyebilirsiniz. Yükleyeceğiniz favicon 100 Kb'den küçük olmalı.


2. Yöntem:
Ayarların olduğu sayfada Şablon'a tıklıyoruz ve HTML'yi Düzenle butonuna basıyoruz. Ardından aşağıdaki kodu bulun.
 <title><data:blog.pageTitle/></title>  
Bu kodu bulamazsanız aşağıdaki kodu bulun.
 <title><data:blog.title/></title>  
Aşağıdaki kodu, yukarıda bulduğumuz kodun altına ekliyoruz.
 <link rel="icon" href="Favicon'un bulunduğu adres buraya yazılacak"/>  
Kaydet'e tıklayarak işlemi tamamlıyoruz.

1 Haziran 2012 Cuma

Önemli Dosyalarınız Kaybolduğunda İlk Yapmanız Gerekenler


Veri kayıplarını bir çoğumuz yaşıyoruz. Bu durum genelde bilgisayara format attığımızda başımıza geliyor. Eğer sizin de bazı dosyalarınız, bir nedenden ötürü kaybolduysa ilk yapmanız gerekenleri anlatayım.

Örneğin kaybolan dosyanız C diskinizde. O zaman kullanacağınız kurtarma programlarını, kaybolan diskinizin olduğu C diskiniz üzerine kurmayın. Şunu kesinlikle ama kesinlikle unutmayın. Önemli olan hard diskinizin üzerinde (özellikle diskinizin olduğu bölümde) hiç bir oynama yapmamak.

Masaüstü bilgisayar kullanıyorsanız hard diskinizi bilgisayardan söküp, başka bir bilgisayara ikinci hard disk olarak takın. Bu sayede, o disk üzerinde herhangi bir işlem yapmamış olursunuz ve kaybolan dosyanızı kurtarma ihtimaliniz artar. Dediğim gibi ilk işiniz bunu yapmak olsun.

Hard diskimizi başka bir bilgisayara taktıktan sonra, taktığınız bilgisayarın hard diskine kurtarma yazılımımızı kuruyoruz ve sisteme taktığımız ikinci hard diski taratıp dosyalarımızı kurtarmaya çalışıyoruz.

Eğer, laptop kullanıyorsanız ve hard diski sökme imkanınız yoksa, C'de kaybolan bir dosyayı kurtarmak için kuracağımız yazılımı D bölümüne kuruyoruz. Aynı şekilde eğer kaybolan dosyamız D'de ise o zaman da programımızı C'ye kuruyoruz.

Benim size önerebileceğim iki tane veri kurtarma yazılımı var. Bunlardan ilki ücretsiz olan Recuva. Diğeri de ücretli bir yazılım olan R-Studio. Bu iki yazılımla dosyalarınızı kurtarabilirsiniz. 

Bir kez daha uyarayım. Veri kaybı olan hard diskinizde ne kadar az işlem yaparsanız, kurtarma şansınız o kadar artar. Kullanacağınız programlarla dosyalarınız %100 kurtarılacak diye bir durum da söz konusu değil. İşiniz biraz da şansa ve size kalıyor. 

31 Mayıs 2012 Perşembe

Blog İsmi Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler


Eğer kendi adınızı taşıyan bir blog açmayacaksanız, blog ismi bulmak gerçekten zor. Genelde yapılan hatalardan birisi rastgele oturup “Şu isim olur mu?. Bu isim olur mu?” gibilerinden deneme yaparak bulmaya çalışmak. Öyle olursa işiniz anca şansa kalır. Biz işimizi şansa bırakmayıp kendi blog ismimizi bulacağız.

Blog ismi bulmak için ilk önce blogunuzun içeriğine karar vermeniz gerekiyor. İçeriği belirledikten sonra o konuyla ilgili blogunuzda açacağınız kategorileri belirleyin. Bu sayede yapacağınız işleri de azaltmış olacaksınız. 

Kategorilerimiz de hazır olduğuna göre şimdi tek yapmanız gereken şey elinize bir kağıt ve kalem alıp, kategorilerimiz ile alakalı aklımıza gelen bütün kelimeleri kağıda yazıyoruz. Tıkandığınız noktada, içeriğinizle aynı konuya sahip blogları ziyaret edin. İnceleyin. Kağıda yazmadığınız kelimeler varsa ekleyin.

Buraya kadar söylediklerimi yaptıktan sonra asıl iş bundan sonra başlıyor. Kağıdınızdaki kelimelere bakarak blog ismi bulmaya çalışacaksınız. Bulacağınız isimler, olabildiğince kısa ve akılda kalıcı olmalı.

Off, Bu kadar şeyle şimdi kim uğraşacak” dediğinizi duyar gibiyim. Blog isimleri gökten zembille kafanıza girmiyor. Beyin fırtınası yapmanız gerekiyor. Biraz saksıyı çalıştırın. :)

Not: Eğer yukarıdakileri yapmaya üşenirim diyorsanız, emin olun blog hevesiniz de kısa sürecektir. Benden söylemesi.

Facebook Artık Google Chrome'u Desteklemiyor Mu?


Az önce sosyalmedya.co sitesinde okuduğum kadarıyla Facebook'un artık Google Chrome'u desteklemediği ve Opera'ya olan yakınlığından bahsediliyor. Son zamanlarda Chrome'dan Facebook'a doğru düzgün bağlanamadığım ve aynı problemi başkaları da yaşadığı için haberin doğru olma ihtimali yüksek gibi görünüyor.


Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi Chrome listeden çıkartılmış ve onun yerine Opera eklenmiş. Hemen yabancı siteleri araştırdım. Gördüğüm kadarıyla yazılara güncelleme şeklinde notlar düşülmüş. Bu notlarda “Facebook'un hala Chrome'u desteklediği fakat tavsiye ettiği tarayıcılar listesinden çıkardı”deniliyor.

Facebook'un Yardım Merkezi'ndeyse hala Google Chrome'un adı geçiyor.


Bu haberden anlaşılıyor ki Facebook ciddi ciddi Google'a rakip olacak gibi görünüyor. Tam Chrome dünyanın bir numaralı tarayıcısıkonumuna gelmişken Facebook'un böyle bir karar alması düşündürücü. Eğer Facebook, Chrome'u desteklemezse IE'nin en azından Türkiye'de kullanıcı sayısında tekrar bir artış yaşanacağını düşünüyorum. Bakalım bekleyip göreceğiz.

Yazılarınıza Daha Fazla Yorum Almak İçin 9 İpucu

Birçoğumuz genelde yazılarımıza yeteri kadar ilginin olmadığından yakınıyoruzdur. Birebir bunu gündeme getirmesek de yazılarımız daha fazla yorum alsın isteriz. Blogunuz ne kadar yorum alırsa, bir o kadar aktif görünür. 

Aşağıda yazmış olduğum bu dokuz yöntemi uygulayarak blogunuza daha fazla yorum alabilirsiniz. Bu yazdığım yöntemlerin dışında ziyaret ettiğiniz blogları da takip ederek en çok hangi yazılara yorum aldıklarına bakın ve bir yere not edin. Bunu yaparak yazacağınız konular hakkında az çok fikir sahibi olursunuz. 

  1. Öğretici yazılar (dersler) hazırlayın.

    İngilizce'de “tutorial” dediğimiz dersler hazırlamanız, sizin insanlara ne kadar yardımcı olmaya çalıştığınızı gösterir. Bu da ziyaretçilerinizin oldukça hoşuna gider. Fakat burada unutulmaması gereken bir şey var. Yeterli bilginiz yoksa bu tarz dersleri hazırlamayla uğraşmayın. Bilgisi olmayıp da videolu ders hazırlayan kişiler gördüm. Bu onları oldukça amatör gösteriyor. Siz bu hatayı yapmayın. Bilginizin olmadığı bir konuda ahkam kesmeye kalkmayın. Hazırlayacağınız ders ile ilgili kapsamlı bir araştırma yaptıktan sonra dersinizi yayımlayın. Hazırladığınız dersler ne kadar profesyonel olursa o kadar fazla yorum alırsınız ve takip edilirsiniz.

  2. Kişisel deneyimlerinizden bahsedin.

    Kişisel deneyimleriniz, ziyaretçilerinizin ilgisini çekebilir. Herhangi bir konuda deneyimliyseniz bu deneyimi nasıl elde ettiğinizi yazabilirsiniz. Bu sayede ziyaretçileriniz, meraklarını gidermek veya akıllarına takılan soruları yazınızın altına yorum yazacaklar.

  3. Yarım kalmış yazılarınızı değerlendirin.

    Hiç yarım kalmış yazılarınız oldu mu? Yarım kalmış yazınızı blogunuzda yayımlayarak ziyaretçilerinizin, yazının devamını getirmesini isteyebilirsiniz.

  4. Eğlenceli ve komik yazılar yazın.

    Çevremize baktığımızda o kadar canımızı sıkan ve moralimizi bozan şey var ki. Her insanın muhakkak ki gülmeye ihtiyacı var. İnsanları güldürecek veya neşelendirecek yazılar yazarsanız, yazınıza yorum yazacaklardır. Fakat unutmayın. Yazacağınız yazı blogunuzun içeriğiyle alakalı olmalı.

  5. Röportaj yapın.

    İnternette çok fazla aktif olan ve kendi alanında popüler olmuş kişilerle iletişime geçin. Röportaj yapıp yapamayacağınızı sorun. Röportaj yapmadan önce o kişiyle biraz sohbet etmiş olmak, röportaj yapma ihtimalinizi arttırır.

  6. Kısa ve ilginç yazılar yazın.

    Kısa yazıların okunma oranı uzun yazılara göre daha fazladır. Ziyaretçileriniz etkileyecek bir konu bulun ve o konu hakkında kısa bir yazı yazın. Ayrıca yazdığınız bu kısa yazılar blogunuzun aktif kalmasına yardımcı olur. Bir konuyu detaylı olarak yazmaya vakit kalmadığında kısa yazılar imdadınıza yetişir.

  7. En son gelişmeleri takip edin.

    Blogunuzun içeriğiyle ilgili en son gelişmeleri takip edin ve bu gelişmeleri blogunuzda paylaşın. Yazılarınız ne kadar yeni ve güncel olursa, ziyaretçi trafiğiniz o kadar artar. Ziyaretçileriniz de bu tarz yazılarınıza yorum yazacaklardır.

  8. Duyurular yapın.

    Yarışmalar veya etkinliklerle ilgili duyuruları blogunuzda paylaşın. Duyurular genelde kısadır. Okuması kısa sürer ama okuyucuları heyecanlandırır. Dolayısıyla heyecanlandıklarında yorum yapacaklardır.

  9. Blogunuzdaki URL kısımlarını kapatmayın.

    Bazı bloglarda, yorum kısmındaki URL'yi kapatanları gördüm. Bunu yapmalarındaki amacın, backlink kasmaya çalışan kişileri durdurmak olduğunu düşünüyorum. Eğer binlerce kişinin takip ettiği bir blog değilseniz, bunu yaparak blogunuzun yorum sayısını azaltırsınız. Ben şahsen URL'yi kapatanların sitesine yorum yazmıyorum. Belki birisi benim yazdığım yorumu beğenecek ve beni takip etmek isteyecek. Peki bu kişi bana nasıl ulaşacak ?. Söylediğim gibi eğer internette çok popüler biri değilseniz URL kısmını kapatmayın derim.     

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Blog Yazarları Kodlama Bilmeli Mi?

Blog yazma, başlı başına zor bir iş. Hele ki bir de bunu yılmadan devam ettirebilmek gerçekten zor. Üç senedir blog sahibi biri olarak ben de her blog sahibinin yaşadığı sıkıntıları yaşadım. Bu sıkıntıların içerisinde konu bulamamak belki de en önemlilerinden birisi. Fakat yazacak konuyu bulsak bile iş sadece yazmayla da bitmiyor. Blog yazmaya yeni başlayacaksanız kullanacağınız sistemi (wordpress, blogger/blogspot veya diğerleri) bir şekilde kurar veya başkalarına kurdurtup blog dünyasına adımınızı atabilirsiniz.

Peki blog yazarları kodlama bilmeli mi?. Bu soruya iki cevabım var. Eğer nazınızın geçtiği, bıkmadan usanmadan her sorunuza yanıt verecek veya yardımınıza koşacak biri varsa kodlama bilmenize gerek yok. Sizin tek yapmanız gereken oturup yazınızı yazmak. Gerisini arkadaşınız halleder. Bayanlar zaten bu konuda daha şanslı. :)

Size yardım edecek bir arkadaşınız yoksa kodlama bilmek zorunda mısınız?. Evet. Kodlama dediysem de öyle kafanızda fazla büyütmeyin. HTML ve CSS bilmeniz, sorunlarınızı kendinizin çözmesi için yeterli. Bunları öğrenmek de fazla zamanınızı almaz. En fazla 2-3 gününüzü ayırarak, çok kolay bir şekilde öğrenebilirsiniz.

Tabii ki öğrenip öğrenmemek tercih meselesi. Ama insanın kendi işini kendi halletmesi kadar keyif verici bir şey yok.

29 Mayıs 2012 Salı

Microsoft Security Essentials Güvenilir Mi?

Bazı kişilerden hep şunu duyuyorum. Microsoft Security Essentials çok iyi bir program. Sistemi kasmıyor falan filan. Bunu neye dayanarak yaptıklarını anlamış değilim. Belirli bir kesim de virüsleri silmediğinden şikayet ediyor. Benim gözlediğim kadarıyla antivirüsleri test eden websitelerine de baktığımda MSE ya listede hiç yer almıyor ya da listenin hep sonlarına doğru yer alıyor.

Sanırım insanların bakış açısı şu şekilde. Bilgisayar kullanımına baktığımızda çoğu kişi Windows işletim sistemlerini kullanıyor. Bunu yapan da Microsoft. O halde yaptığı antivirüs programı da iyidir. Fakat en çok saldırıya maruz kalan da yine Windows işletim sistemi. Ben şahsen MSE'ye hiç güvenmiyorum. Yıllarca Windows ile ilgili “Microsoft, Windows'un içindeki kodlar sayesinde bizim neler yaptığımızı biliyor. Korsan kullananları da biliyor ama sesini çıkarmıyor.” gibi söylentileri eminim bir çoğunuz duymuştur.

Windows kullanırken nedense rahat bir şekilde kullanamıyorum. Özellikle son 3 senedir GNU/Linux dağıtımlarını kullandığımdan beri bu rahatsızlık daha da arttı. Windows'tayken hep aman şuna dikkat edelim, aman antivirüs kullanalım vs gibi sürekli bir paranoya içine giriyor insan. Windows'ta başıma gelen ilginç olaylardan birini Windows'ta Sizin Başınıza Böyle Bir Şey Geldi Mi? isimli yazımda anlatmıştım.

Windows'a bile tam anlamıyla güvenemiyorken, onun yaptığı antivirüse nasıl güvenelim ki?. Microsoft, kendi işletim sistemini virüslerden koruması için antivirüs programı geliştiriyor ve bu programı kullanarak Windows'u daha güvenli hale getirin diyor. Bu açıdan baktığımda benim anladığım şey şu. “Benim yaptığım işletim sistemi o kadar da güvenli değil. Bir de antivirüs programı yaptım. Onu da kullanarak sisteminizi daha güvenli hale getirin.”. Ha! Nasıl yani?!


Antivirüs sektöründe kendini kanıtlamış, kaliteli firmalar varken, neden yeni çıkmış bir antivirüs programını kullanalım?. Google'ın yaptığı şeyleri görünce “Google yaptı mı yapıyor, abi” diyorum. Nedense Microsoft için bunu söyleyemiyorum.

Bence ileride MSE'yi Windows'ta kurulum ile birlikte hazır olacak gelecek şekilde ayarlayabilir. Bunun için de kullanıcı sayısının artmasını bekliyor da olabilir. Diğer web tarayıcıları tarafından IE konusunda haksız rekabet yarattığı için dava edildiği gibi diğer antivirüs firmalarının dava edeceğinden çekiniyor da olabilir. ım IE'de yaptığı gibi MSE'yi Windows kurulumuyla gelecek şekilde ayarlamazlar.

Bu yazı benim kişisel düşüncelerimi içermektedir. Microsoft ile ilgili herhangi bir alıp veremediğim filan yoktur. Kendi bilgisayarımda da lisanslı Windows 7 + Linux Mint kuruludur. Sadece ne düşünüyorsam onu yazdım. O yüzden siz yine de kurup kendiniz deneyin, test edin ve görün. Ona göre kararınızı verin.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Pardus'a Yeni Bir Bakış Açısı

Türkiye’nin ‘milli işletim sistemi’ olarak tanımlanan Pardus projesinin bağlı bulunduğu TÜBİTAK bünyesindeki Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) Müdürü Ahmet Kaplan, “Pardus’un önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu güne kadar yapılan tüm çalışma ve katkılara teşekkür ederek yeni bir yapılanma ve bakış açısı getirmek istiyoruz.” dedi. Pardus’un yeni yol haritasının belirlenmesi için düzenlenen çalıştayla ilgili bilgi veren Kaplan, “Çalıştayda karar verilen Pardus Danışma Kurulu?nu oluşturma konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Daha katılımcı, daha açık, daha iyi belgelenmiş bir Pardus hedefimiz. Bu kurulun doğal bir ivme oluşturacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

PARDUS ANKA, MEMNUNİYET VERİCİ

Kaplan, Pardus Kullanıcıları Derneği öncülüğünde geliştirilen Pardus Anka adlı bir sürümle ilgili ise şunları söyledi: “Bu sürüm topluluğun kendi inisiyatifiyle ortaya çıkarmaya çalıştığı bir sürüm. Son zamanlarda yaşanan belirsizliklerin doğal bir uzantısı. Ayrıca bizim açımızdan memnuniyet verici bir gelişme. Fakat, bu sürümün geleceğine Pardus Danışma Kurulu karar verecektir. Önceki kısımda belirttiğim gibi katılımcı, açık ve paylaşımcı bir yaklaşım içerisinde olacağız. Bu bağlamda maddi kaynaklarımızın oransal olarak çok büyük bir kısmını ekosistemi geliştirmek için kullanacağız.”

YAKINDA KURUMSAL SÜRÜM GELİYOR

“Mevcut olan son Pardus sürümünün 2011 yılında çıktığını görüyoruz. TÜBİTAK, resmi bir Pardus sürümü çıkarmaya devam edecek mi, yoksa, bundan sonra Pardus Anka gibi topluluk destekli sürümler mi göreceğiz?” şeklindeki sorumuza ise Kaplan, “Bu yılın sonuna kadar uzun dönem destekli kurumsal bir sürüm çıkarmayı hedefliyoruz. Diğer sürümler de sunucu, akıllı sistem, mobil sürümleri de takip eden yıllarda geliştirilecek.” şeklinde cevap verdi.

VESTEL AR-GE ERKİBİYLE TESTLER YAPIYORUZ

Pardus işletim sisteminin FATİH projesi kapsamında okullara dağıtılacak olan akıllı tahtalarda kullanılması için çalışma yaptıklarını belirten Kaplan, “İlk hedefimiz FATİH projesinde kullanılacak akıllı tahtalar oldu. Vestel Ar-Ge ekibiyle eş zamanlı çalışıp tüm testleri geçtik. Konuyla ilgili 150 civarında farklı test yapıldı. Kısaca özetlersem görsel, ses/video, dokunma/tepki, performans, işlevsellik testleriydi bunlar. Akıllı tahta sürümü şu anda kullanıma hazır durumda. Akıllı tahtaların uzaktan yönetilmesi ve güncellenmesi konusunda da çalışmalarımız devam ediyor. Gerek Pardus halihazırda barındırdığı Lider/Ahenk uygulamalarını kullanarak gerekse de bu uygulamalara akıllı tahta ihtiyaçlarına göre ilaveler yaparak ilerliyoruz.

Pardus dağıtımlarında da farklılık oluşturmak istiyoruz. Sadece kurumsal ve bireysel sürümler değil; Akıllı Tahta, Bireysel, Kurumsal yanında ilerleyen zamanlarda Sunucu, Akıllı Sistem ve Mobil sürümleri çıkarmayı planlıyoruz. Bu yıl içerisinde uzaktan yönetim ve entegrasyon araçlarına önem vereceğiz. Eş zamanlı olarak Türkçeleştirme eksikleri tamamlanmış, TÜBİTAK onaylı eğitim dokümanları hazır bir sürüm ortaya çıkmış olacak. Güncel ve uzun dönemli destek vereceğimiz kurumsal sürümü de bu yıl sonuna kadar bitireceğiz.” dedi.

AMACIMIZ, “NEDEN PARDUS KULLAN MIYORUM?” SORUSUNU SORDURMAK

Pardus markasının yaygınlaşması ve her düzeyden katılımın sağlanması için bir dizi etkinlik yapmayı planladıklarını açıklayan Kaplan, “Örneğin üniversitelerde Pardus gruplarının kurulması gibi. Bu gruplara da Türkçeleştirme, eklenti geliştirme, hata bildirme noktasında destek sağlayacağız. Ayrıca, görsellik ve tema konusunda yarışmalar yapmayı hedefledik. Amacımız -örneğin- Ubuntu kullanan son kullanıcının ‘neden Pardus kullanmıyorum’ sorusunu kendisine sordurmak.

Masaüstü konusunda Linux dünyasında kabul görmüş ortamları Pardus içerisinde barındırmak da son kullanıcı açısından zenginlik sağlayacaktır fikrindeyiz. Kamu kurumlarında da farkındalığı arttırmak için yıl sonuna doğru bir kaç gün sürebilecek seminerler ve workshoplar yapacağız. Bu etkinliklerde sadece Pardus’u değil, açık kaynaklı uygulama geliştirme platformlarını özel sektörden uzmanların katılımıyla anlatacağız, sadece işletim sistemi değil tüm geliştirme ve uygulama yığıtını tümleşik sunmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.

“Pardus kullanıp deneyen, seven, benimseyen azımsanamayacak bir topluluk var. Bu kullanıcılara önerileriniz neler olabilir?” sorusuna iseKaplan, şu cevap verdi: “Biz hiç bir şekilde moral ve motivasyonumuzu yitirmedik. Pardus her zamankinden daha hızlı koşacak, birincil hedefimiz bu. Tüm yapılanma süreçlerinde olduğu gibi biraz sessizlik oluştu. Bu daha güçlü bir başlangıcın zaman kazanımıydı.”


Pardus 2012 Küllerinden Doğacak

TÜBİTAK tarafından geliştirilen ancak yönetim değişiklikleri sonucu duraklama dönemine giren açık kaynak kodlu işletim sistemi Pardus, Pardus Kullanıcıları Derneği derneğinin çabalarıyla geliştirilen Pardus Anka sürümüyle yeniden doğuyor.


Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’na bağlı Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) tarafından 2003 yılından bu yana geliştirilen Pardus işletim sisteminin geleceği, proje yöneticisi Erkan Tekman’ın görevden ayrılmasıyla tartışılır hale gelmişti. Projenin bitirildiği iddia edilirken, 23-24 Mart 2012′de Gebze TÜBİTAK Yerleşkesinde bir çalıştay düzenlemiş, bundan sonrası için yol haritası belirlenmiş, yayınlanan sonuç metninde işletim sisteminin geliştirilmesine kararlılıkla devam edileceği vurgulanmıştı. Gelinen noktada Pardus’un son sürümü hala 2011 tarihini taşırken, ürün geliştirmede bir hareket görülmemişti. Tam da burada devreye, Pardus Kullanıcıları Derneği girdi ve ‘Pardus Anka’ adlı yeni bir sürümün kullanıcı topluluklarının katkısıyla geliştirildiğini açıkladı.



SÖZ ARTIK TOPLULUKTA

Kendisiyle görüştüğüm Pardus Kullanıcıları Derneği (PKD) Başkanı Avukat Nihad Karslı, Pardus Çalıştayı’nda Pardus sürümlerinin toplulukla yapılmasına karar verildiğini belirterek, “Nisan sonu Mayıs başında TÜBİTAK’ın çalıştay kararları doğrultusunda resmi prosedürü yapıp açıklama getireceğini bekledik. Danışma Kurulu için ‘Topluluk Temsilcisi’ belirledik. Ancak TÜBİTAK’ta bilmediğimiz nedenlerden gecikme yaşandı. Bu gecikmeler, kullanıcılar arasında ‘Pardus öldü’, ‘Proje bitti’ gibi algılamalara neden olmaya başladı. Biz de bu nedenle TÜBİTAK’a gitmeden ‘bir şey’ yaparak gidelim diye ‘Pardus 2012 Anka Test Sürümü’nü çıkardık (Halen yapılanma devam ediyor). Ardından Pardus Proje Yöneticisi Ahmet Kaplan’dan randevu alıp görüşmeye gittik. Ben, Mustafa Akgül hocam, Ahmet Kaplan ve Abdullah Erol ile birlikte bana göre verimli bir toplantı yaptık.” diyor.

2 HAZİRAN DOĞUM MİLAT

Pardus’un topluluk tarafından geliştirilmesi doğrultusundaki resmi işlemlerin 2 Haziran 2012′ye sarktığını öğrendiklerini belirten Karslı, “2 Haziran 2012′yi Pardus’un miladı gibi görüyorum. Her şey çalıştayda alınan kararlar çerçevesinde resmiyete bağlanırsa, Pardus gerçek bir özgür yazılım projesi olacak. 2 Haziran 2012′den sonra Pardus ile ilgili kararlar ‘Danışma Kurulu’ tarafından alınacağı için şeffaf bir yönetim gerçekleşecek. Bu da Pardus’u çok daha kalıcı ve hızlı gelişen bir Linux dağıtımı haline getirecek. PKD olarak, iletişim kanalları açıldığı için TÜBİTAK ile konuşabiliyoruz. Konuşmak-iletişim kurmak her zaman verimlilik getirir. Amacı Pardus daha iyi nasıl olabilir olan insanların anlaşamaması olası değildir.” şeklinde konuşuyor.





YENİ ÖZELLİKLER NELER?

Karslı, “Pardus Anka’da önceki sürümlere göre yeni ne gibi özellikler var?” sorusuna ise şöyle cevap veriyor: “İlk başta Kernel (işletim sistemi çekirdeği) ve KDE’nin (görsel arayüz, masaüstü ortamı) son sürümü güncel hale getirildi. Bu sürümde arkadaşlar tüm arayüzleri en güncel hali ile kurulabilecek duruma getirmeyi amaçlamaktalar. Diğer bir amaç olarak ‘Pisi’nin (Pardus’un paket yöneticisi) ‘emerge’ yeteneğini grafik olarak kullanıma sunmak var. Burada amaçlanan, kişisel kullanımda ‘Pisi’nin azlığı, eksikliği yakınmalarını ortadan kaldırmak.”

PARDUS’ÇULARA SABIR DİLİYORUM

Halen Pardus kullananlara bir mesajı olup olmadığı şeklindeki sorumuza ise Karslı, “Pardus kullanıcılarına biraz daha sabır diliyorum.” diye cevap verdi ve sözlerine şöyle devam etti: “Biliyorum ki onlar hep en yenisini ve en iyisini sabırsızlıkla bekliyorlar. Pardus 2012′nin en iyi dağıtım olması için tüm arkadaşlar, ki yabancı bir çok arkadaşımız da canla başla çalışmaktalar. Olanağı olanları Pardus 2012 Anka test sürümünü sadece test etmek için kullanıp hataları e-posta ile, forumlar aracılığı ile yada ‘Bugzilla’ (yazılım geliştirme yöneticisi) aracılığı ile iletmeleridir. Türkiye’de olan ozgurlukicin.org ve pardus-linux.org, bugzilla@tubitak.gov.tr ve yinepisiciftligi@pardus-linux.org posta ve forumlar aracılığı ile yardım alabilirler ve yardım da edebilirler. Yurt dışında ve Türkçe dışında da bir çok topluluk forumları bulunmaktadır. Hollanda Almanya, İspanya, Portekiz, Rusya gibi katılımcılarının çok olduğu topluluklar var. Aklıma gelen pardususer.de, pardus-fr.org, pardus-linux.nl, parduslife, pardus.nu, parduslinux.pl topluluklardan da yardım alabilirler.”

PARDUS’UN DEĞERİNİ BİLİN

Pardus kullanıcılarına, öncelikle özgür yazılımı ve felsefesini iyi anlamaları önerisinde bulunan Karslı, “Pardus projesinin değerini anlamak için, ülke kaynaklarının kapalı kaynak kodlu yazılımlarla ne kadar dışarı aktığını parmak hesabı yapalım ve çıkan rakamlarla ülkemizde daha güzel neler yapabileceğimizi düşünelim. Örneğin en kabası ile 25 milyon x 100 USD ile kaç fabrika, okul, hastane yapılabilir. Pardus ücretsizdir ama beleş değil. Pardus’ta tüm özgür yazılım camiasının alın teri vardır. Değerini bilelim, anlatalım, kullanalım ve kullandıralım. Pardus ve özgür yazılım kullanan herkesi seviyorum.” dedi.